KEYFİNCE

KEYFİNCE

Kendi halinde keyfince bir blog

Google







'Yazar geçinen birçok ünlü başkasına kitap yazdırıyor.'

4/8/2007
Kategori: KiTAP

70'li yıllarda fırtına gibi esen Füsun Önal, Altın Plak aldığı kendi şarkısının kullanıldığı atv'nin yeni dizisi 'Senden Başka'ya ressam Leyla rolüyle katıldı. Şu sıralar 19'uncu kitabı 'Şöhretistan'ı yazan Önal, "Çoğu ünlü kitaplarını başkasına yazdırıyor ama isimleri yazar diye çıkıyor" dedi..

70 ve 80'li yıllarda Türkiye'nin en çılgın konserlerini veren kadındı o... Ağır, oturaklı kadınların makbul görüldüğü bir dönemde; rahat tavırları, doğallığı, deli doluluğuyla Türk halkının gönlünde yer etmeyi başarmıştı. 'Senden Başka', 'Ah Nerede', 'Oh Olsun' gibi şarkıları dillere marş oldu. Derken 90'lı yıllardan itibaren yazarlığa soyundu ve müzik dünyasından uzaklaşır gibi oldu. 16 fotoğraf sergisi açtı, 18 kitap yazdı. Şu an 19'uncu kitabı, 'Şöhretistan'ı yazıyor ve www.e-kolay. net sitesinde yazılarına devam ediyor. atv'nin yeni dizisi 'Senden Başka'nın da kadrosuna katılan Önal dizide ressam Leyla'yı canlandırıyor.

* 70'ler ve 80'lerde, Türkiye'nin en çılgın konserlerini veren kadın şarkıcısıydınız değil mi? Evet. 80'lerde 'Müzik Benim Dünyam' adında yaptığım konserlerimde tişörtler, bandanalar bastırırdım, onları izleyenlere sahneden fırlatırdım. Bir aynam vardı, sahnede giyinip soyunuyordum. Bu tarzdaki konserleri Urfa'dan Mardin'e kadar her yerde yaptım. O dönemi çok özlüyorum. Ben hala aynı çılgınlıkta konserler verebilirim. Ama şu an sadece paparazzi programlarında kim en çok görünüyorsa o konser veriyor.

* Aslında 'Senden Başka', 'Oh Olsun', 'Ah Nerede' gibi şarkıları hepimiz iyi biliyoruz. Ama yeni nesil bu şarkıları sizin söylediğinizi bilmiyor. Evet. Benim dönemimde kadın şarkıcılar sadece gazinolarda konser veriyordu. Tek tabanca bendim. Hatta cebimden inanılmaz paralar harcardım. Sokaklara resmimi koymak için billboard'lar yaptırırdım. Bunları da kimse bilmez. Çünkü bunları anlatan programlar yok!

* Nasıl buluyorsunuz şu andaki programları? Selülit aşağı, bakkal şarkısı yukarı... Hala yarışmalarda cumhurbaşkanını tanımayacak kadar cahil ama masanın üstüne çıkıp poposunu sallamayı iyi bilen kızları sunuyorlar. Tarz diye bir şey kalmadı. Android gibi insanlar türedi.

* Kim tarz mesela size göre? Mesela Ajda Pekkan bir tarzdı, taklit edilirdi. Erkeklerde Barış Manço; yüzükleriyle, kemerleriyle ve kolyeleriyle bir tarzdı.

KISKANANLARA GÜLERİM


* Sanatın pek çok alanında prestijli işlere imza attınız. Hep sizi birileri mi keşfetti? Tanrı'nın bana verdiği yetenekleri hep birileri çıkardı. Müzikal yeteneğimi Engin Cezzar çıkardı. Tiyatro yeteneğimi Hadi Çaman ve Haldun Dormen çıkardı. Kitap yeteneğimi Tarık Dursun K. ve Aziz Nesin çıkardı. Fotoğrafçılığımı MFÖ'deki Fuat'ın babası Sami Güner çıkardı.

* Peki yazmakta olduğunuz yeni kitabınızdan bahseder misiniz biraz? Adı 'Şöhretistan'. Kitabımda sahne ve ekranın arka yüzünü anlatıyorum.

* Son yıllarda her eli kalem tutan kitap yazıyor. Ne düşünüyorsunuz? Aklımda kitap çıkarmak yoktu. Tarık Dursun K. ve Aziz Nesin'in teşvikiyle yazmaya başladım. Herkes hayatını roman yapabilir. Ama kendileri yazmıyor, birileri yazıyor, onun da yazar diye kitabın üstünde adı çıkıyor. Benim düzeltilerimi yapan Pınar Çekirge... İsmini vermeyeceğim kaç kişinin kitabını o yazdı. Roman yazmak çok zor, birikim ister, Türkçen iyi olacak. Ben okumadım ama Pınar Çekirge, Seren'in (Serengil) kitabının kurgusunu beğenmiş ama kim yazdı bilemem.

* Kendisi yazmamış mı sizce? Bilemiyorum. Seren için söylemiyorum ama kitap yazmak zor iş. Aşkların meşklerin beach'lerin Bodrum'un hayatını yaşayarak kitap yazamazsın.

* Sizi eleştirenler olmuyor mu şarkıcıydı nasıl yazar oldu diye? Beni kıskananlar, dudak bükenler var. Ben onlara gülüyorum. Benim kafam çalışıyor, iyi gözlemciyim, iyi araştırmacıyım. Mesela 'Ay Işığında Yıkanan Vücutlar' adlı romanım Osmanlı döneminde başlıyor, 2000'lere geliyor. O dönemlerde yaşamadığıma göre çok iyi araştırma gerekiyor. 'Silikon Hayatlar'da doğumla ilgili bir bölüm vardı, jinekolog arkadaşımdan bilgi alıp yazdım. Kitap böyle yazılır. Ama ben mutluyum. Kitaplarım hep 300 bin civarında sattı, sessiz ve derinden.Sabah

Riza silahlipoda nin bir diger adi ile "BayBurun" un Tv2 de yapmisoldugu prograda Fusun onal Summertime parcasini seslendiriyor...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Londra’da Harry Potter çılgınlığı

24/7/2007
Kategori: KiTAP

21 Temmuz sabahı Londra’da tropikal iklimleri andıran bir yağmur vardı. Ama yağmur kimin umurundaydı? Harry Potter çılgınlığı birçokları uyurken çoktan  başlamıştı bile.

Saatler gece yarısını gösterir göstermez “Harry Potter and the Deathly Hallows”lar sıcağı sıcağına satışa çıktı ve siyahlar içindeki fantastik kıyafetleriyle küçük büyücüler ve cadılar mağazaya doluşuverdi. Kimi kitabı eline geçirdiği gibi çığlıklar içinde evinin yolunu tuttu, kimi ise daha kitabevinin kapısında yere çömelip okumaya başladı. Hepsi de aynı merakla soruyordu; Harry Potter ölecek miydi?

“Harry Potter ve Melez Prens” iki sene önce piyasaya çıktığında 24 saatte İngiltere’de 2 milyon, ABD’de 6,9 milyon kopya satması Potter endüstrisinin iştahını artırdığı kadar, Harryseverlerin de daha büyük bir mania içine sürüklendiğinin yadsınamaz bir işaretiydi.

J. K. Rowling’in “En favori kitabım” diye bahsettiği Deathly Hallows, serinin son kitabı olması nedeniyle satışlarda rekor üzerine rekor kıracağının sinyallerini önceden vermişti. Evlere dağıtım yapan kuruluşlar da dahil olmak üzere bütün büyük kitapçılar 21 Temmuz Cumartesi mesaisine gece yarısından başlamıştı. Tüm izinler iptaldi. Deathly Hallows’lar İngiltere’nin dört bir köşesindeki kitapçılara uyduyla takip edilen tırlar ile aynı saatlerde dağıtıldı.

Kitapçılarda kesin emir vardı, satıştan önce kitabı okuyan herkes işten kovulacaktı. Rusya ve Japonya gibi birçok ülkede aynı anda satışa sunulan kitapla ilgili bu ambargo sadece ABD’de delindi. Ambargoyu delen kişi, altı kez dünya hızlı okuma şampiyonu olan ve dakikada 4 bin kelime okuyabilen gazeteci Anne Jones’tu! Anne Jones’un kitabı yutarcasına okuyarak yasağı delmesine en büyük tepkiyi tabii ki kitabın yazarı J. K. Rowling gösterdi.

Londra’da partilerle, büyük kutlamalarla piyasaya çıkan Deathly Hallows, tabii ki yayıncısının yüzünü kara çıkarmadı. İngiltere’nin en büyük kitapçılarından Borders, Deathly Hallows’dan satışa çıktığı gün içinde 1,2 milyon adet satmıştı. Amazon sitesinin 93 ülkeden iki milyon ön sipariş aldığını duymuştum ama öldürücü darbe öğleden sonra gezdiğim Oxford Street’teki Waterstone mağazasından geldi. İnanılır gibi değildi ama kitap satışa çıktığı gün Harry Potter rafları bomboştu. Hiç kitap kalmamıştı.

Diğer tüm İngiliz gazetelerinde olduğu gibi, Londra sokaklarında bedava dağıtılan Londonpaper ve London Lite gazeteleri, tüm zamanların en büyük yayıncılık olayı diye adlandırdıkları Harry Potter’ın 7’nci ve final macerasını anlatan haberlerle dolu. Soho’daki sokak kahvelerinde herkesin önünde aynı sayfaların açık olmasını bir tesadüf olarak değerlendirsek de, az ileride caddeden hızla geçen iki katlı otobüsün üstünde “Harry Potter ve Zümrüdü Anka Yoldaşlığı” filminin afişi şehirdeki yolculuğuna devam ediyor. Yani nereye bakarsanız orda bir Hogwarth esintisiyle karşı karşıyasınız.

HARRY POTTER ÖLECEK Mİ?
Bir çocuk masalı nasıl olur da böyle bir çılgınlığa yol açabilir diye merak ededuralım, “Deathly Hallows” aynı zamanda bu çılgınlığın sonunu da getiriyor. Peki masalın sonunda ne oluyor? Eski zaman masalları gibi mutlu mu bitiyor yoksa modern zaman masalları gibi elmalar gökten düştüğünde kafayı mı yarıyor? Harry Potter’ın altı macera boyunca direndiği ve büyük cesaretle savaştığı kötülük bu kez onu yenecek mi? Harry ve arkadaşları, onları yok etmek isteyen kötü güçleri “sonsuza dek” alt edebilecek mi? Bir süper kahraman olmaktan uzak olan ve kendi korkularının üstüne giderek büyüyen Harry’nin öleceği haberlerini İngiliz semalarından alıyorduk zaten.

Yarattığı çılgınlığın sorumluluğunu taşıdığı için iyi huylu karakterlerini bugüne dek hiç kötü yola düşürmeyen J. K. Rowling, okuyucuları son kitabın üzücü bir final taşıdığı konusunda uyarmıştı. Şimdi kitap elimizde ve acaba biz de birçokları gibi kitabı son sayfalarından mı okumaya başlasak?

Harry’nin ve diğerlerinin olası ölümü nedeniyle fanlarından büyük tepki bekleyen Bloomsbury yayınevi ve büyük kitapçılar, minikleri teskin edecek telefon hatları ve servisler bile kurdular.

Acaba Harry Potter büyümek zorunda kaldığı için mi macera bitti?

HARRY’NİN ÖNLENEMEYEN BÜYÜYÜŞÜ
Harry Potter hala küçük ve sevimli mi? Elbette değil. Herkes gibi o da büyüyor. Belki 30’larına doğru daha karizmatik ve çekici bir erkek olacaktı ve farklı maceralarla karşımıza çıkacaktı. Ama bir yazar için onu büyütmek o kadar kolay olmasa gerek. Hatta bu fikir J. K. Rowling gibi bir hayalperestin bile aklına gelmemiştir eminim.

Harry Potter’ın büyümesine neden olan şey 6 kitaptan ziyade serinin beyazperdeye uyarlanan bölümleri oldu tabii. En az kitap kadar ilgi gören ve ayrı bir hasılata yol açan filmlerin sonuncusu “Harry Potter ve Zümrüdü Anka Yoldaşlığı”nın, 12 Temmuz’da gösterime girdiği günden bu yana yaptığı yüksek gişe hızını yitirmiş değil. Leicester Square’deki Odeon Sineması’nın havalı binasına parlak harflerle yazılan Harry Potter yazısı ve resminde, Harry’nin artık önlemez şekilde büyüdüğünü görebiliyoruz. Artık süpürgenin üstüne bile sığmıyor.

‘ÇANTANDA NE VAR DANIEL?’
“Deathly Hallows”un piyasaya çıktığı gün, İngiliz gazetelerinin kapağında ilginç bir fotoğraf göze çarpıyordu. Serinin son kitabında Harry’nin ölüp ölmediğini Potter’ın fanlarından daha çok merak eden birinin fotoğrafı vardı; serinin başından bu yana beyazperdede Harry’i canlandıran ve onunla bütünleşen Daniel Radcliffe. 17 yaşında genç bir erkeğe dönüşen Daniel’in Fulham’daki evine Cumartesi sabahı özel bir dağıtım yapılıyordu. Arabasının önünde meraklı bakışlarla fotoğraflanan Daniel’in resminin altındaki cümle dikkat çekici: “Elindeki çantada ne var Daniel?”

Uzun süredir artık büyüdüğü için çeşitli sorularla muhatap olan Daniel muhtemelen, kendi sonunu öğrenmek için herkes gibi kitabı sipariş etmişti. Türkiye’de “Çocuklar Duymasın” adlı dizide Havuç’u canlandıran ufaklığın bir röportajındaki gibi acaba o da “Büyümek istemiyorum” diyor muydu? Bilmiyoruz. En azından bir röportajında, “Dünyada sekizinci bir Harry Potter kitabının olmasını istemeyen tek çocuk benim” dediğini duyduk.

Tavsiye edilen satış rakamı 17,99 Sterlin olmasına rağmen Waterstone’da 8.99’a, Tesco’da 50 Sterlin alışveriş yapana ise 5 Sterlin’den satılan “Deathly Hallows”un biraz ucuza gitmesi seriden bugüne dek 525 milyon Sterlinlik bir servet yapan J. K. Rowling’e pek dokunmasa gerek.

Peki ya serinin ilk kitabı “Harry Potter ve Felsefe Taşı”nın 8 yayıncıdan geri döndüğünü biliyor muydunuz? Hayalperest olduğu kadar kolay pes etmeyen kişiliği ile Rowling, sonunda 3 bin Sterlin avans karşılığında Bloomsbury Yayınevi’ne kitabı bastırdığı zaman popüler endüstriye pazarlaması için dev bir masal sundu. 41 yaşındaki Rowling’in 7 yıl öncesi ve sonrası fotoğrafları arasındaki fark gazetelerde “Büyüleyici Dokunuş” altyazısı ile sunulurken, yazarın bundan sonra ne yapacağı, daha doğrusu ne yazacağı da merak konusu...

Kendisi bu sorunun cevabını şöyle veriyor: “Bir daha asla popüler bir şey yazamayabilirim. Yıldırım aynı yere asla iki kez düşmez. Harry ile ne yaptıysam gene aynısını yapacağım -Gerçekten ne istiyorsam onu yazacağım ve eğer benzer bir şey olursa sorun değil, bambaşka bir şey olursa da sorun değil. Sadece bir fikre tekrar aşık olmak ve onun arkasından gitmek istiyorum.”

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Harry Potter - Onu nasıl bir son bekliyor?

24/7/2007
Kategori: KiTAP

Yedinci Kitap: Ölümcül Takdis

Bir bilgisayar korsanı, 'Ölümcül Takdis'i ele geçirdiğini öne sürdü ve kimlerin öleceğini açıkladı. Yayınevi, iddiaları yalanlamadı ama ''Dedikodulara inanmayın'' mesajı gönderdi.

21 Temmuz'da satışa çıkan kitabın sonu ve Potter serisinin bitip bitmeyeceği tartışılıyor.

Bütün dünyada satış rekorları kıran Harry Potter serisinin son kitabı için internette verilen ön siparişlerin 1 milyonu aştığı bildirildi.

En büyük internet kitap satış sitesi olan Amazon’dan yapılan açıklamada, “Harry Potter ve Ölümcül Takdis” (Harry Potter and the Deathly Hollows) için verilen siparişlerin ABD’de 620 bini, İngiltere’de ise 250 bini aştığı belirtildi.

Amazon, son cildin fiyatının da 18,89 dolardan 17,99 dolara indirildiğini, daha önce sipariş veren müşterilere de bu fiyatın uygulanacağını belirtti.


Son kitabın ön siparişleri, 2005’te yayımlanan serinin 6. kitabı “Harry Potter ve Melez Prens” için verilen ön siparişleri de aştı. “Harry Potter ve Ölümcül Takdis”, 21 Temmuz’da satışa sunuldu.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Benim kasam bacak aram

26/6/2007
Kategori: KiTAP

Kitabın adı: 'Benim Kasam Bacak Aram'... Kapağı da bu isme uygun tasarlanmış. Görüntü itibariyle kitap erotik çağrışımlarda bulunsa da, içinde sonu cinayetlere varan bir hikaye sizi bekliyor. Ve bu hikaye isimler ve meslekler haricinde tamamen gerçek!.

Olay Ankara'da geçiyor ve bir miras davasıyla başlıyor. Yengesi Gülcan ile ağabeyi Turan'ın ölümünden sonra, mirasın evlatlık Gonca'ya kalmasını hazmedemeyen Erdoğan bir miras davası açıyor. Davayı alan avukat Murat, düğümleri bir bir çözerken pek çok hayatın parçalanmasına tanık oluyor. Çok zengin olan Gülcan'ın aslında bir genelev patroniçesi olduğunun ortaya çıkması, evlatlığı Gonca'nın eşi olan Ankara Belediye Başkanı'nı da zora sokuyor. Çünkü Başkan Ankara'daki genelevleri kapatmak yerine şehir dışına çıkarmaya çalışıyor. Belediye Başkanı, kayınvalidesinin gerçek işini bilmediği için büyük yıkıma uğruyor. Bu arada olayların perde arkasını kamuya duyuran bir de gazeteci İpek var. Ve bu gazeteci gerçek annesinin kimliğini öğrendiğinde onun da hayatı allak bullak oluyor...

10 YIL ÖNCE ANKARA'DA

Kitabın yazarı: Pınar Sarp... Avukat annesinin başından geçen hikayeyi kurgulayıp 'Benim Kasam Bacak Aram' ismiyle GOA Yayınları'ndan çıkaran Sarp, "Hayatımın 5-6 yılı bu davayla geçmişti. Annem Almanya'daki müvekkiliyle hala görüşüyor" diyor.

* Bu hikayeyi yazmaya nasıl karar verdiniz? Bu, annemin müvekkillerinden birinin yaşamı. Annem davaya kendini çok verdi, bana sürekli 'Niye bu hikayeyi yazmıyorsun?' diyordu. Ben de istemiyorum, 'Bana göre bir şey değil!' diyordum. Sonunda ısrarlarına dayanamadım, yazmaya başladım ve yedi ayda bitirdim. Annem her satırında yanımda oturdu.

* Kaç yaşında anneniz? 67 yaşında.

* Hikaye gerçek olamayacak kadar ilginç. Mekan Ankara mı? Evet, Ankara'da geçiyor. Genelev Ankara'da, mekan doğrudur ama uzantıları sanılanın çok üstünde. Kadının geniş mal varlığı var; İstanbul'la, İzmir'le bağlantısı var, oraları yazmadım.

* Ne zaman yaşanıyor? Tarih vermek istemiyorum, 10 yıl önce yaşandı diyelim.

PATRONİÇE ÇOK GÜZELDİ

* Ama 'bu gerçek bir hikaye, sadece kişilerin meslekleri ve isimleri değiştirilmiştir' diye de bir ibare var kitapta... Evet doğru..

* Mesela belediye başkanı? O kurgu.

* Bakanlıkta bir memur, belediye başkanı olarak mı değiştirildi? Biraz daha üst düzeyde. Bakanlık olmayabilir ama kamuda belli noktalarda.

* Gazeteci kadın? Hayır, o da kurgu. Karakterlerin belediye başkanı olması, gazeteci olması kurguyu güzelleştireceği ve ilgi çekeceği içindir. Cinayet kısmı gerçektir.

* Peki genelev patroniçesi? Gerçektir, anlattığım kadar güzeldi, olağanüstü bir kadındı gerçekten. Miras davası, genelev kısmı . mezar açılmasına kadar gidildi. Sonunda avukat, yani annem feragat etti davadan. Çünkü öyle dallanıp budaklandı ki, hayatlar yıkıldı. Ha bir belediye başkanının hayatı yıkılmış, ha bir belediye işçisinin, ne fark eder! Bu hayatlar tarumar oldu.

BELKİ YARALARI DEŞERİM


* Olay gazetelere yansıdı mı? Zannetmiyorum ama yaşandığı toplum içinde mutlaka tanınıyor, biliniyorlardı. En azından iş çevrelerinde biliniyorlardı. Yani çok ünlü olmaları da gerekmiyor.

* Kişiler hala hayattalar mı? Çok uzun süredir ilgilenmiyorum ama yaşıyorlardır herhalde.

* En azından genelev patroniçesinin kızı yaşıyor, avukat yani anneniz yaşıyor, belediye başkanı görünümündeki kahraman da yaşıyor. Kitabı okuduklarında, bir tepkiyle karşılaşır mısınız sizce? Kitapta onları aşağılayacak bir şey yazmadım; onların yaşadıklarını yazdım. Belki hatırlamaktan dolayı üzülebilirler, acı çekebilirler. Dava ne durumda şimdi bilmiyorum, vereseler dava açma haklarına sahiplermiş hukuken. Buradaki kadının öz kızı, deneyebilir bunu. Ama denemesi için de gene bu yollardan geçecek; paralar yatırılacak, mezar açılacak. Bu insanlar yaşıyorlarsa, belki sadece yaralarını deşmiş olacağım./sabah/

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı