![]()
![]()
Anneleri geniş kalçalı olan kadınlar, meme kanserine diğerlerine göre 3 kat daha fazla yakalanıyor. Ergenlik döneminde fazla kadınlık hormonu salgılanması sonucu genişleyen kalçaların bu riski gelecek nesillere taşıdığı tespit edildi.
İngiltere’de South Hampton Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, annesi geniş kalçalı olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, meme kanseri riskinin temellerinin ergenliğe girilen dönemlerde atıldığını, fazla kadınlık hormonu salgılanması sonucu genişleyen kalçaların bu riski gelecek nesillere taşıdığını tespit etti.Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
İngiliz The sun gazetesi yeni yapılan bir cinsellik araştırmasının sonuçlarını yayınladı.Araştırmaya göre haftada en az bir kez cinsel ilişkiye giren erkeklerin %50'si 80 yaşına kadar yaşıyor.
Düzenli seks hayatı erkeklerde felçten ölüm riskini%50,di,yabetten ölüm riskini%40,kalpten ölüm riskini yüzde30 azaltıyor.Düzenli seks, özellikle kan
dolaşımını düzene sokuyor, kalbi koruyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve
çeşitli ağrıları yok ediyor..
Bu araştırmaya göre düzenli yapılan seksin kadına uzun yaşama yönünden hiç bir olumlu etkisi yok.
Cinsel ilişkiye girmek, tıpkı yemek, içmek ya da uyumak gibi insanların en doğal ihtiyaçları arasında yer alıyor. Her ne kadar bazı insanlar, “Benim sekse mekse ihtiyacım yok” dese de, yeryüzünde yaşayan tüm canlıların sekse ihtiyacı var. Şempanzelere adeta birer ‘seks makinesi’ gözüyle bakıldığını biliyor muydunuz?
Çünkü bir dişi şempanze, çiftleşme döneminde yaklaşık 135 kez çiftleşiyor. Aslanlar ise çiftleşme döneminde yaklaşık 500 kez krallığın keyfini çıkarıyor. Tabii ki insanlar, hayvanlardan biraz daha farklı. Bazıları sık sık, bazıları düzenli bir şekilde, bazıları ise kırk yılda bir partneriyle birlikte oluyor. Amerikalı bilim adamlarının dünya çapında yaptıkları bir araştırmaya göre, insanlar haftada ortalama bir-iki kez seks yapıyor...
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Vücudumuzun
çeşitli yerlerinde doğuştan ya da sonradan oluşan benlerin bazıları
kanser riski taşıyor. Güneşten olumsuz etkilenen benin rengi kendini
ele veriyor.
İster
doğuştan olsun ister sonradan, bazı benler insan sağlığı açısından son
derece tehlikeli. Benlerin oluşumunu "Melanosit adı verilen ve melanin
pigmenti üreten hücrelerin oluşturduğu yapılardır" şeklinde açıklayan
uzmanlar, bazı benlerin kanser riski taşıdığını belirtiyor. Daha çok
kişinin genetik yapısıyla ilgili olan benleri UV ışınları olumsuz
etkiliyor. Yaygın olarak kahverengi, siyah ya da deri renginde görülen
benlerin türleri ise şöyle:
ÜÇ FARKLI TÜRÜ BULUNUYOR
* Konjenital benler: Doğumda
veya yaşamın ilk birkaç haftasında oluşurlar. Küçük (1.5 cm), orta
(1.5-20 cm) veya büyük (20 cm) olabilirler. Büyük konjenital benler
üzerinde yaşam boyu melanom (kanser) gelişme riski yüksek olduğundan,
plastik cerrahi girişimler ile çıkartılmaları gerekir.
* Displastik benler: Çoğunlukla
ergenlik çağında oluşur, ailesel olabilirler. Tek veya çok sayıda,
düzensiz, keskin olmayan sınırlı, kahverengi, siyah veya kırmızı
lekeler şeklindedirler.
* Olağan benler: Çocukluk çağından
erişkinliğe kadar herhangi bir yaşta oluşur, belli bir gelişim süreci
izledikten sonra dururlar. Bazıları da yaşlılık çağında kaybolur.
HANGİSİ DAHA TEHLİKELİ?
Benlerin
tehlikeli olup olmadığını anlamak için öncelikle sayısına bakmak
gerekiyor. Sayının çokluğuyla koyu renkteki benlerin varlığı ve
özellikle renklerinde düzensizlik olanlar takip edilmeli. Örneğin, bir
benin içinde birden fazla renk varsa, tehlikelidir. Ayrıca normalde
oval ya da yuvarlak olan benlerin sınırları düzensiz, yani dantel gibi
girintili çıkıntılıysa bu da riskli durumlardandır. Benlerin
hareketlenmesi de tehlikelidir. Normal duran bir ben kısa süre
içerisinde büyümeye ya da hızla renk değiştirmeye başlarsa takip
edilmelidir.
ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ BÜYÜK
Bunun yanında
benlerin büyüklüğü de uzmanlarca önemli sayılıyor. Benler yarım
santimden itibaren risk taşımaya başlar. Bunun dışında kişinin diğer
benlerinden daha farklı olduğunu düşündüğü, ani değişim gösteren, hızla
büyüyen ya da görünüşünden endişe duyduğu benleri varsa, mutlaka bir
hekime başvurması gerekiyor. Benlerin bütününe bakıldığında ve tüm
türleri değerlendirildiğinde kansere dönüşüm riski yüzde bir civarında
bulunuyor. Uzmanlar doğuştan olan benlerin, özellikle de büyük
olanların kanser riski taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle benlerin
mutlaka yakından takip edilmesi, gerektiğinde de cerrahi olarak
çıkarılması önem taşıyor.
GÜNEŞİN OLUMSUZ ETKİSİ
İçinde
bulunduğumuz yaz aylarında benlerin güneşi gördükçe hem sayılarının
arttığını, hem de yapılarının bozulup dejenere olabileceği uyarısını
yapan uzmanlar, yanık yapacak boyutta güneşten etkilenen ciltlerdeki
benlerin kanser oluşumunu hızlandığını vurguluyor. Herkesin düzenli
olarak aylık periyodlarla benlerini kontrol etmesi gerekiyor. Bu
kontroller sırasında bende asimetri, sınır düzensizliği, renk
değişikliği (benin birden çok renk içermesi), belirgin büyüme, iltihabi
reaksiyon ya da kanama tespit edilirse, bunun cilt kanseri belirtisi
olacağı akıllara gelmelidir. Erken evrede ben kanseri, asimetrik,
açık-koyu kahverengi veya siyah renk gölgelenmeleri içeren, keskin
olmayan sınırlı bir lekedir.
HASTANEDE İNCELEME
Kanser
gelişimi açısından risk faktörü bulunanların üç ila 12 ayda bir
hastaneye başvurarak, dermatolojik muayeden geçmesi öneriliyor.
Benlerin incelenmesinde muayenenin yanı sıra benin 10 kat büyütülerek
içindeki yapıların görünmesini sağlayan "dermatoskop" adı verilen bir
el aletinden de yararlanılıyor. Benlerdeki bazı anormallikler çıplak
gözle saptanabilecek duruma gelmeden önce de dermatoskop ile daha erken
dönemde saptanabiliyor.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı