KEYFİNCE

KEYFİNCE

Kendi halinde keyfince bir blog

Google







Geniş kalça-meme kanseri ilişkisi bulundu

10/10/2007
Kategori: SAGLiK

Anneleri geniş kalçalı olan kadınlar, meme kanserine diğerlerine göre 3 kat daha fazla yakalanıyor. Ergenlik döneminde fazla kadınlık hormonu salgılanması sonucu genişleyen kalçaların bu riski gelecek nesillere taşıdığı tespit edildi.

İngiltere’de South Hampton Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırma, annesi geniş kalçalı olan kadınların meme kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, meme kanseri riskinin temellerinin ergenliğe girilen dönemlerde atıldığını, fazla kadınlık hormonu salgılanması sonucu genişleyen kalçaların bu riski gelecek nesillere taşıdığını tespit etti.

6 bin kadın üzerinde yapılan araştırma, geniş kalçalı kadınların çocuklarının meme kanserine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu gösterdi.

İngiltere’de yapılan araştırmaya göre, annesi geniş kalçalı olan kız çocukları, diğerlerine oranla 3 kat daha fazla riskle karşı karşıya.

Çocukların kendilerinden önce bir ya da daha fazla kardeşi olması durumundaysa risk 7’ye katlanıyor.

Bilim adamları bu durumu yüksek östrojen, yani kadınlık hormonu seviyesine bağlıyor.

Bilim dünyasında yıllardır, yüksek östrojenin kanser riskini artırdığı biliniyordu.

Ancak araştırmayla, gelecek nesillere taşınan bu riskin temelinin daha anne adayının ergenliğinde, yani kalçaların genişlemeye başladığı dönemde atıldığı ilk kez tespit edildi.

Zira, sonraki süreçte, meme dokusu oluşurken hamile kadının kanındaki yüksek östrojen embriyoya aktarılıyor.

Bu durum da geniş kalçalı kadınların çocuklarını yüksek bir riskle karşı karşıya bırakıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Düzenli seks erkeğe yarıyor.

24/7/2007
Kategori: SAGLiK

İngiliz The sun gazetesi yeni yapılan bir cinsellik araştırmasının sonuçlarını yayınladı.Araştırmaya göre haftada en az bir kez cinsel ilişkiye giren erkeklerin %50'si 80 yaşına kadar yaşıyor.

Düzenli seks hayatı erkeklerde felçten ölüm riskini%50,di,yabetten ölüm riskini%40,kalpten ölüm riskini yüzde30 azaltıyor.Düzenli seks, özellikle kan dolaşımını düzene sokuyor, kalbi koruyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve çeşitli ağrıları yok ediyor..

Bu araştırmaya göre düzenli yapılan seksin kadına uzun yaşama yönünden hiç bir olumlu etkisi yok.

Cinsel ilişkiye girmek, tıpkı yemek, içmek ya da uyumak gibi insanların en doğal ihtiyaçları arasında yer alıyor. Her ne kadar bazı insanlar, “Benim sekse mekse ihtiyacım yok” dese de, yeryüzünde yaşayan tüm canlıların sekse ihtiyacı var. Şempanzelere adeta birer ‘seks makinesi’ gözüyle bakıldığını biliyor muydunuz?

 

Çünkü bir dişi şempanze, çiftleşme döneminde yaklaşık 135 kez çiftleşiyor. Aslanlar ise çiftleşme döneminde yaklaşık 500 kez krallığın keyfini çıkarıyor. Tabii ki insanlar, hayvanlardan biraz daha farklı. Bazıları sık sık, bazıları düzenli bir şekilde, bazıları ise kırk yılda bir partneriyle birlikte oluyor. Amerikalı bilim adamlarının dünya çapında yaptıkları bir araştırmaya göre, insanlar haftada ortalama bir-iki kez seks yapıyor...

 

Cinselliğe her ne kadar bir ‘eğlence’ gözüyle bakılsa da aslında bu bir ihtiyaç, hatta insanı hastalıklara karşı pek çok ilaçtan daha iyi koruyan bir ‘aksiyon’. Öyle ki, ileri yaşlara kadar düzenli bir cinsel yaşamı olan insanların daha uzun ömürlü olduklarını gösteren bilimsel çalışmalar bile var. İstatistiklere göre, cinselliği en düzenli yaşayan toplum Amerikalılar. Çünkü Amerikalılar yılda ortalama 132 kez seks yapıyorlar. İngilizler yılda yaklaşık 120, Almanlar ise yılda sadece 97 kez partneriyle birlikte oluyor. Peki ya Türkiye? Bir kesim ‘şempanzeler’ gibi eğlenirken, bir kesim de sevgilisini öptükten sonra, “Ne olur ne olmaz” diyerek koşa koşa hamilelik testi yaptırıyor. Uzmanların elinde, Türkiye’nin doğusuyla ilgili pek bir veri yok; ancak Türkiye’nin batısındaki insanların yılda yaklaşık 120 kez seks yaptığı tahmin ediliyor...

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Kendi küçük ama riski büyük!

26/6/2007
Kategori: SAGLiK

Vücudumuzun çeşitli yerlerinde doğuştan ya da sonradan oluşan benlerin bazıları kanser riski taşıyor. Güneşten olumsuz etkilenen benin rengi kendini ele veriyor.

İster doğuştan olsun ister sonradan, bazı benler insan sağlığı açısından son derece tehlikeli. Benlerin oluşumunu "Melanosit adı verilen ve melanin pigmenti üreten hücrelerin oluşturduğu yapılardır" şeklinde açıklayan uzmanlar, bazı benlerin kanser riski taşıdığını belirtiyor. Daha çok kişinin genetik yapısıyla ilgili olan benleri UV ışınları olumsuz etkiliyor. Yaygın olarak kahverengi, siyah ya da deri renginde görülen benlerin türleri ise şöyle:

ÜÇ FARKLI TÜRÜ BULUNUYOR
* Konjenital benler: Doğumda veya yaşamın ilk birkaç haftasında oluşurlar. Küçük (1.5 cm), orta (1.5-20 cm) veya büyük (20 cm) olabilirler. Büyük konjenital benler üzerinde yaşam boyu melanom (kanser) gelişme riski yüksek olduğundan, plastik cerrahi girişimler ile çıkartılmaları gerekir.
* Displastik benler: Çoğunlukla ergenlik çağında oluşur, ailesel olabilirler. Tek veya çok sayıda, düzensiz, keskin olmayan sınırlı, kahverengi, siyah veya kırmızı lekeler şeklindedirler.
* Olağan benler: Çocukluk çağından erişkinliğe kadar herhangi bir yaşta oluşur, belli bir gelişim süreci izledikten sonra dururlar. Bazıları da yaşlılık çağında kaybolur.

HANGİSİ DAHA TEHLİKELİ?
Benlerin tehlikeli olup olmadığını anlamak için öncelikle sayısına bakmak gerekiyor. Sayının çokluğuyla koyu renkteki benlerin varlığı ve özellikle renklerinde düzensizlik olanlar takip edilmeli. Örneğin, bir benin içinde birden fazla renk varsa, tehlikelidir. Ayrıca normalde oval ya da yuvarlak olan benlerin sınırları düzensiz, yani dantel gibi girintili çıkıntılıysa bu da riskli durumlardandır. Benlerin hareketlenmesi de tehlikelidir. Normal duran bir ben kısa süre içerisinde büyümeye ya da hızla renk değiştirmeye başlarsa takip edilmelidir.

ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ BÜYÜK
Bunun yanında benlerin büyüklüğü de uzmanlarca önemli sayılıyor. Benler yarım santimden itibaren risk taşımaya başlar. Bunun dışında kişinin diğer benlerinden daha farklı olduğunu düşündüğü, ani değişim gösteren, hızla büyüyen ya da görünüşünden endişe duyduğu benleri varsa, mutlaka bir hekime başvurması gerekiyor. Benlerin bütününe bakıldığında ve tüm türleri değerlendirildiğinde kansere dönüşüm riski yüzde bir civarında bulunuyor. Uzmanlar doğuştan olan benlerin, özellikle de büyük olanların kanser riski taşıdığını belirtiyor. Bu nedenle benlerin mutlaka yakından takip edilmesi, gerektiğinde de cerrahi olarak çıkarılması önem taşıyor.

GÜNEŞİN OLUMSUZ ETKİSİ
İçinde bulunduğumuz yaz aylarında benlerin güneşi gördükçe hem sayılarının arttığını, hem de yapılarının bozulup dejenere olabileceği uyarısını yapan uzmanlar, yanık yapacak boyutta güneşten etkilenen ciltlerdeki benlerin kanser oluşumunu hızlandığını vurguluyor. Herkesin düzenli olarak aylık periyodlarla benlerini kontrol etmesi gerekiyor. Bu kontroller sırasında bende asimetri, sınır düzensizliği, renk değişikliği (benin birden çok renk içermesi), belirgin büyüme, iltihabi reaksiyon ya da kanama tespit edilirse, bunun cilt kanseri belirtisi olacağı akıllara gelmelidir. Erken evrede ben kanseri, asimetrik, açık-koyu kahverengi veya siyah renk gölgelenmeleri içeren, keskin olmayan sınırlı bir lekedir.

HASTANEDE İNCELEME
Kanser gelişimi açısından risk faktörü bulunanların üç ila 12 ayda bir hastaneye başvurarak, dermatolojik muayeden geçmesi öneriliyor. Benlerin incelenmesinde muayenenin yanı sıra benin 10 kat büyütülerek içindeki yapıların görünmesini sağlayan "dermatoskop" adı verilen bir el aletinden de yararlanılıyor. Benlerdeki bazı anormallikler çıplak gözle saptanabilecek duruma gelmeden önce de dermatoskop ile daha erken dönemde saptanabiliyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı